8 Ocak 2016 Cuma

Hassas Bağırsak Sendromu


 Öncelikle, bu kelimenin "bağırsak" mı yoksa "barsak" mı olduğundan hâlâ emin olamadığımı belirtmek istiyorum. TDK sitesinde "bağırsak" kelimesi var ama "barsak" ile ilgili hiçbir şey çıkmıyor. Buna rağmen, sağlık sitelerinde "barsak" olarak geçiyor ama ben "bağırsak" üzerinden gideceğim.

 Japoncada "Kanji" denilen bir yazı sistemi vardır. İki bin ya da üç bin küsür yıl önce Çin'den alınmış bir yazı sistemi. Kabaca söyleyecek olursak, bu yazı sisteminde derdimizi şekillerle anlatıyoruz. Mesela, 氵bu "şekil" su anlamına gelir ve bu radikalden (şekilden) oluşan kelimeler genelde suyla ilgili olur. 泣 gördüğünüz şeklin "ağlamak" anlamına gelmesi gibi. Yanında "su" işareti var. Sistemi kolay bir şekilde açıklamaya çalıştım ama gelmek istediğim nokta elbette daha farklı. Az önce suyla alakalı kelimelerin "işaretini" öğrenmiştik. 疒 bu gördüğünüz ise "hastalık" anlamına geliyor. Bunu içeren karakterlerin anlamı -istisnası var mı bilmiyorum- hastalıktır. 病院 bu kelime "hastane" anlamına gelir. Biraz uzattım ama asıl anlatmak istediğim şey buydu. Bir daha bakın;  疒 size de biraz korkunç gelmiyor mu? İki üç çizginin hastalık anlamına gelmesi bence çok tuhaf. Neden "hastalık" için bu çizim şekli seçilmiş olabilir ki? Ne yazık ki o kadar ayrıntılı bilmiyorum. 

 Çoğumuz hastalıktan korkuyordur. İçinde bulunduğumuz bu dünyada belki de hasta olmamak mümkün değildir. Evet, bunu bilmeme rağmen ben de cips yemeye devam ediyorum. Yine de hasta olmamak için "aldığımı düşündüğüm" tedbirler oluyor. Zerdeçal bu konuda çok etkiliymiş, tavsiye ederim. Kokusu ve rengi çok hoşuma gidiyor. Var mı sizi böyle etkileyen bir baharat? 

 Hassas bağırsak sendromunu duydunuz mu hiç? İlginç bir hastalık. En ilginç olan tarafı, belirtilerini tetikleyen şey. Bir yakınınızın kanser olduğu haberini aldığınızda bu hastalık tetiklenirmiş. İnanabiliyor musunuz? Hastaların çoğu, kanser olma korkusu taşırmış ama bu hastalık ileride kansere ya da başka ciddi bir hastalığa dönüşmezmiş. Bunu bilmelerine rağmen hastaların korkusu geçmiyor olabilir mi? Peki nedir bu hastalık? Kalın bağırsağın, normalde vermesi gereken tepkiden çok daha aşırı bir tepki vermesiymiş. En ufak bir uyarıcıda bile kalın bağırsak kasılırmış. Stres karnınıza bir ağrı düşürür, bu ağrının günlerce geçmediği de olurmuş. Özellikle yediklerinize çok dikkat etmeniz gerekirmiş. Çünkü yediğiniz şeye göre bir bedel ödermişsiniz. (Tuvalette kalma süresi olarak.) 

 Maalesef bu hastalığın kesin bir tedavisi yok. Hassas bağırsak sendromuna yakalananlar, bir ömür boyu bu durumu çekecek gibi görünüyor. Sürekli kalacak olan, tedavi yöntemi bilinmeyen ama aynı zamanda ölümcül olmayan  bir hastalık... Tanıdık geliyor mu size? Sanki biz bu durumu günlük hayatımızda da yaşıyoruz. Etrafımızdan gitmeyeceğini bildiğimiz, onlardan kurtulma yolunu bulamadığımız ama en azından bizi öldürmeyecek olan insanlar... Evet, evet. Kesinlikle tanıdık.

 Hastalığın adında benim en çok ilgimi çeken "hassas" kısmı. Bu hastalığı kendime benzetiyorum. Biraz iyi niyetli bir "illet" olabilir mi sizce de bu? Fazla duygusal, en ufak bir uyarıda vücudu harekete geçiriyor. Korumak istermiş gibi. Ortaokuldayken bir okul çıkışında durakta bekliyordum. Yaşlı diyebileceğimiz bir amca yanıma geldi. "Sen kimin babasısın?" diye sordu. Öncelikle, durakta konuşacak onca insan varken niye beni seçtiğini düşündüm. Sonra, cevap vermekten başka bir çarem olmadığını anladım. Sorunun yanlış sorulduğu belliydi. Üzerimde okul üniformam, sırtımda okul çantam... Bu yaşta baba olduğumu düşünmemiştir herhalde. Babamın adını sormak istediğini ama dilinin sürçtüğünü fark ettim ve bozuntuya vermeden amcanın sorduğu şekilde cevapladım. "Sami'nin babasıyım." dedim. İngilizcede düz cümleyi soru cümlesi yapma mantığı gibi. Bu cevabın üzerine amca yaklaştı ve kıs kıs gülmeye başladı. "Heheheh, senin oğlun mu var bakayım? Heheheh."

 ...

 Ben iyi niyetimle kendisinin soruyu yanlış sormuş olabileceğini düşünüp bozuntuya vermeden cevaplarken meğer trolleniyormuşum.  O günden sonra hayatımda ya da kişiliğimde bir şey değişmedi tabii ki. Ben iyi niyetli olmaya devam ettim. Dediğim gibi, kendimi biraz bu hastalığa benzetiyorum. Hassas ama en ufak bir şeyde ortalığı ayağa kaldırıp tüm gücünü kullanan bir hastalık. Korumak istediğimiz şeyleri seçerken çok mu iyi düşünmemiz gerekiyor acaba? 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder